Elmalar Düşerken

Bütün elma ağaçları çiçek açar ve daha sonra meyve verirler. Her elmanın, büyüyüp olgunlaşırken, başından çeşitli olaylar geçer. Onlar aynı ağacın üzerinde büyürler ama, hepsinin kendine özgü bir yeri ve yaşamı vardır. Kimi daha yukarıdadır, kimi daha aşağıda. Kimi güneşi bütün gün görür, kimi doğarken ya da batarken. Kiminin sapı sağlamdır, kiminin zayıf. Kimi biçimli bir görüntüye sahiptir, kimine elma demek için bin tanık gerekir. Kimi bütün gücüyle sarılmıştır dalına, kimi rüzgar bile olmayan bir günde düşüverir aşağıya. Kimini de, 'Ha bugün, ha yarın gitti gidecek!' diye beklerken, elma toplama mevsiminde bile, sopayla vursan inmez yere. Gün gelir, kimi kurtlanır içinden. Kimini kuşlar gagalayıp yer bitirir. Ama hepsi günü gelince düşerler yere. Karışıp çekirdekleriyle toprağa, yeni elma ağaçları yetiştirirler. Ve çiçekler elmaya, elmalar toprağa karışarak sürer bu yaşam.

Her elmaya düşen ilk görev, unutmamaktır düşen kardeşlerini. Ama bağlanıp kalmak da değildir. Her şeye inat, aldırmadan rüzgara, kurda kuşa, büyümektir. Sıkı sıkı yapışarak dalına, kızarıp güneşte, bütün kimsesizlere acılarını unutturacak kadar, bal gibi tatlı bir elma olmaktır.

Bir Önceki Başlıklara Dön Bir Sonraki

     

©1997-2005, Sinan İLYAS